Simya Rehberliği

flyer_1_regresyon1

Simya (Alşimi), 12. yüzyıldan itibaren Ortaçağ Avrupa’sında yayılmış olan bir düşünce ve bilgi akımına verilen bir addır Simya ile ilk olarak Mezopotamya, Eski Mısır, İran, Hindistan ve Çin’de uğraşılmıştır. Aslında bu tür, bir bilgi olarak ve o zaman bilimlerle inançlar arasındaki yöntem ve disiplin ayrımı olmadığından daha çok zanaatsal özellikler de taşıyarak, MS 2. ve 3. yüzyıllarda İskenderiye ekolünde, MÖ 4. ve 5. yüzyılın düşünce akımlarının,  Pithagoras’ın ve Pithagorculuğun etkisiyle doğmuştur. Alşimi ve Simya şeklinde de bir Sami çıkış kesin gibidir.  Simya, bir inanç ve gizem felsefesi olarak çok daha eski ve Mezopotamya çıkışlı olan yazı ve sayı mistisizmi ve astroloji ile sıkı sıkıya ilintilidir. Özellikle astrolojiyle iki kardeş bilgiyi oluştururlar. Astroloji evrende gök cisimleri ile insan arasındaki ilişki ve etkileşimleri; Simya ise yer ile insan arasındaki ilinti ve etkileşimleri ele almaya çalışmaktadır. Böylece ikisi birlikte, yeryüzü ile gökyüzü arasında var kılınmış olan insanın, bu iki evren katı arasında her ikisinin birbiriyle karşılıklı etkileşimlerini taşıyan ışınımlarının arasında her ikisinden etkilenerek yaşadığı ve devindiği varsayımına dayanmaktadır. Simyacılar yeryüzündeki bütün maddelerin dört temel elementten oluştuğuna inanırdı. Bunlar ATEŞ, TOPRAK, HAVA ve SU idi. Birçok simyacının temel amacı sıradan metallerden altın elde etmekti. Bunun için sıra dışı deneyler yapmaktan çekinmezlerdi.  (Örneğin Hamburglu simyacı Henrig Brand bu amaçla 1669’da aslan idrarıyla yüzlerce deney yapmıştı. Ona göre bu soylu hayvanın idrarında altın bulunmalıydı. Brand aylar süren çabasının sonunda kuşkusuz altın elde edemedi ama parlayan yeni bir madde buldu. Ona ‘ışık taşıyan’ anlamına gelen Yunanca “fosfor” adını verdi.)

Bu bağlamda simya,  hem doğanın ilkel yollarla araştırılmasına, hem de erken dönem bir ruhani felsefe disiplinine işaret eden bir terimdir. Klasik Yunan döneminde Yunanistan’da, Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü coğrafyada, önemli İslam başkentlerinde ve daha sonra 19. yüzyıla kadar Avrupa’da simyaya ilgi duyulmuştur. Batı simyası her zaman, kökleri ünlü simyacı Hermes Trismegistus’a uzanan ve bir felsefi-spiritüel sistem olan Hermetizm’le yakından bağlantılı olmuştur.  Erken modern dönemde, simya kimyaya dönüşmeye başlarken simyanın mistik ve Hermetik dalları modern spiritüel simyanın odak noktası olmaya başlamıştır. Tüm bu aydınlatıcı bilgiler ışığında, kişi bireysel seans olarak simya rehberliği almak istediğinde,  yaşamında değiştirmek istediği her şeyin birbiri ile ilintisi olduğunu ve geri dönülemez bir dönüşümün başlayacak olmasına ruhen hazır ve kalben inanmış olması önemlidir çünkü bu yolculuk artık madenin “altına dönüşme “ ve  evrende  sonsuzca parlama yolculuğudur…

BİREYSEL SEANS İÇİN RANDEVU ALINIZ. –>